BASIN VE KAMUOYU DİKKATİNE TÜKODER 2017-2019 DÖNEMİ 1.BAŞKANLAR KURULU TOPLANTISI / ANTALYA SONUÇ BİLDİRGESİ

    

Tarih:06/03/2018

BASIN VE KAMUOYU DİKKATİNE

TÜKODER  2017-2019 DÖNEMİ 1.BAŞKANLAR KURULU TOPLANTISI / ANTALYA SONUÇ BİLDİRGESİ

1990 yılından bu yana “Tüketici Hakları ve Tüketicilerin Bilinçlenmesi” amacıyla mücadelesini sürdüren büyük TükoDer Ailesi olarak bizler, Şube Başkanlarımız ve Yöneticilerimiz, MYK Üyelerimiz, Denetim ve Disiplin Kurullarımız, Eski Genel Başkanlarımız, Eski MYK Üyelerimiz, Türkiye’nin her yerinden katılım sağlayan üyelerimiz ile birlikte Antalya’da 2017-2019 dönemi 1.Başkanlar Kurulu Toplantısını yaparak aşağıdaki kararları almış bulunmaktayız:

1- Devlet, Anayasanın 172. Maddesinin kendisine yüklediği “tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder”   görevini yerine getirmemektedir. Devlet, tüketicilerin sesini duymalı ve özellikle Evrensel Tüketici Hakları arasında yer alan “Temel Gereksinimlerin Karşılanması” hakkını göz ardı etmeden; temel gereksinimlerden olan “ısınma, aydınlatma, kullanılacak ve içecek su bulma  ve ulaşımın ucuz, kolay ve elde edilebilir olması” için gerekli tüm tedbirleri almalıdır. Devletin politikalarını belirleyen Hükümet, tüketiciler yerine sermayedarları korumaktan ve tüketiciler aleyhine düzenlemeler yapmaktan vazgeçmelidir.

2- Geçici olarak konulup kalıcı hale getirilen ve 2018 bütçesinde öngörülen Dolaylı Vergilerden (ÖTV,KDV,İLETİŞİM VERGİSİ VB.)  667,319 Milyar Türk Lirası, Doğrudan Vergilerden ise (yani patronların ve çalışanların ödediği)  212.742 Milyar Türk Lirası gelir elde edilmiştir. Dolaylı vergilerin toplam vergiler içerisindeki payı %68,10 dur. Bu rakamlar göstermektedir ki, Tüketicilerin cebinden “dolaylı olarak” gasp edilen paralar, doğrudan ödenen vergilerden çok daha fazladır. Hükümet, tüketiciler üzerinden kazanç sağlama anlayışını bırakmalı ve Anayasamızın 73.maddesinde yer alan “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.” Hükmü gereği yerine getirilerek en kısa zamanda dolaylı vergiler kaldırılmalıdır.

3- Türk-İş’in raporuna göre ülkemizde; 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı, yani Açlık Sınırı 1.636,59 TL;  gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı, yani Yoksulluk Sınırı ise 5.330,93 TL olarak açıklanmıştır. Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 2.022,08 TL olmuştur.

ASGARİ ÜCRET İSE, 1603,00 TL’DİR. YANİ ASGARİ ÜCRETLE ÇALIŞAN HERKES AÇLIK SINIRININ ALTINDA YAŞAMAKTADIR.

Ayrıca, enflasyon rakamları doğru açıklanmamakta, mutfaktaki yangın büyümektedir. Bütün bunları görmezden gelenler tüketicileri korumaktan uzak ve tüketici haklarını hiçe sayanlardır. Devlet, Anayasal görevini hatırlamalı ve üreticiden tüketiciye kurulacak zincirlerle özellikle gıda maddelerinin tüketiciye ucuz ve sağlıklı ulaşmasını sağlamalıdır.

4- Yargı kararlarına rağmen kayıp-kaçak bedelleri dürüst tüketicinin sırtına yüklenmeye devam edilmektedir. Tüketiciler yaptıkları elektrik tüketimlerinin neredeyse 2 katını fatura bedeli olarak ödemektedirler . Dünya’nın hiçbir ülkesinde olmayan bir uygulamayla elektrik hatlarındaki kayıplar ve kaçak kullanılan elektrik bedelleri,  faturasını her ay ödeyen tüketiciye yüklenmiştir. Kaçak kullanımın yasada adı hırsızlıktır. Devlet sırf elektrik dağıtım şirketlerini korumak ve kârlarını artırmak adına dürüst tüketicileri de hırsız yerine koymaktadır. Bu uygulamaya derhal son verilmeli, ANAYASA MAHKEMESİ KARARINDAN GERİ DÖNÜMELİDİR. Tüketicileri kayıp-kaçak bedeli yükünden kurtaracak, tüketicileri koruyan yeni yasal düzenleme vakit geçirmeksizin düzenlenerek, uygulamaya konulmalıdır.

5- Ülkemiz sağlıksız gıda üreterek halkın sağlığıyla oynayanların cenneti haline gelmiş, hayvanlara yedirilen ve GDO’lu olan yemlerin ülkeye girişine izin verilmiş, nişasta bazlı şeker ve Fruktoz ile üretilen ürünler son yıllarda inanılmaz şekilde artmıştır. Dürüst Bilim insanları bunların kanser ve obeziteye neden olduklarını, özellikle çocuklar için büyük tehlike oluşturduklarını haykırmaktadırlar. GDO’lu yemler hayvanlar tarafından tüketilmekte, birçok hastalık yemler aracılığı ile hayvanlara geçmektedir. Ancak tüketilen hayvansal gıdalarla birlikte tüketicilere bulaşmadığı yönünde bilimsel bir açıklama yapılamamaktadır.  Bu konularda sorunların çözülmesine yönelik politikalar ortaya koymak bir yana, son olarak da Şeker Fabrikaları da özelleştirme adı altında ulusal ve uluslararası büyük sermaye şirketlerine peşkeş çekilmek istenmektedir. Şeker Fabrikalarında hala şeker pancarından şeker üretilmekte olup, bunlar özelleştiğinde Tüketici nişasta bazlı şeker kullanılmaya mahkum edilecektir. Devlet bu tehlikenin önüne geçmeli ve bu halkın malı olan, fabrikalar özelleştirilmemeli, mevcut hali ile teknolojik yenilemeler ile üretime devam etmelidir. Tüketicileri koruyan üretime dönük ekonomik politika yürütülmelidir.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın hileli gıda üreten veya ithal eden tüketiciye sağlıksız gıda sunan firmalara ilişkin listeyi yayınlanmasından “bazı mağduriyetler yaşanması” gerekçesi ile  vazgeçilmesi kararı skandal bir karar olup bu durum tüm tüketicilerin mağduriyetine sebep olacak bir faaliyettir. Bakanlık tam aksine tüketicilerin hayatını tehlikeye sokacak, tüketicileri istismar ederek haksız kazanç elde eden firma ve markaları kamuoyuna bildirmelidir. Aksi halde, gıda maddelerine hile karıştıranlar, rahat bir şekilde hile yapmaya ve tüketicilerin sağlığı ile oynamaya, tüketiciler üzerinden haksız kazanç elde etmeye devam edecektir.

6- Şehir hastaneleri sağlığı ticari hale getirmiştir. Şehrin içinde, tüketicilerin kolaylıkla ulaşabileceği mesafede bulunan hastaneler çok uzak noktalara taşınmış, bu hastaneler Yap-İşlet-Devret uygulamasıyla ulusal ve uluslararası büyük sermaye şirketlerine yaptırılmış, Devlet bu hastanelere belirli bir hasta sayısının gitmesini taahhüt etmiş, gitmediği takdirde de taahhüt etiği sayı ile gelen hasta arasındaki farkı 80 Milyon vatandaşın kaynaklarından, ödenen vergilerden özel şirketlere ödemeyi kabul etmiştir. Bu vahim uygulamadan bir an evvel vazgeçilmelidir. Devlet, tüketici için var olmalı, devletin yükü tüketiciye yüklenmemelidir. %70 hasta garantisi verilerek, tüketiciye gitmediği hastanenin ücreti ödetilmemelidir.

Tüketici sağlığının korunması evrensel bir hak olup, Sağlık hizmetlerinin kamusal niteliğinin korunarak, sağlığı tamamen paralı hale getiren, hastaları müşteri gibi gören “paran kadar sağlık hizmeti” anlayışından vazgeçilmeli, hızlı ulaşılabilir, çözüm bulunabilir, kamusal sağlık hakkı tüketiciye sağlanmalıdır. Fazla yatak sayısının verimsizliğini gösteren uluslar arası bilimsel veriler dikkate alınarak şehir hastaneleri uygulamasından geri dönülmelidir.

7- Tüketiciye geçmediği köprünün ve tünelin, kullanmadığı otoyolun ücreti ödetilmektedir. Yavuz Sultan Köprüsü ve Osmangazi Köprüsü ile Avrasya Tüneli her gün ve  her ay zarar etmekte, tüketicilere sormadan özel şirketlere verilen geçiş garantileri tutturulamayınca, bu köprü ve tünellerin verildiği özel şirketlerin tüm zararı da tüketicinin kaynakları ile, vergileri ile ödenmektedir.

Tüketiciler anılan köprü ve tünellerden geçmediğini sanıyor olabilir. Fakat buralardan geçmeseler de, tüm tüketicilerden geçiş ücreti tahsil edilmektedir. Bu durumu kesinlikle kabul etmiyoruz.

DEĞERLİ TÜKETİCİLER; UNUTMAYIN!!! ŞU ANDA GEÇMEDİĞİNİZ TÜNEL VE KÖPRÜLERİN, GİTMEDİĞİNİZ (VE HATTA HALA AÇILMAMIŞ) HASTANELERİN PARASINI ÖDEMEKTESİNİZ.

8- Dünya’daki ülkelerin kurtulmaya çalıştıkları NÜKLEER SANTRALLERİN ülkemizin en güzel koylarında yapılması için aşırı çaba gösterenler, HES’ler le doğal dengenin bozulmasına, ormanların, hayvan çeşitliliğinin ve suların yok olmasına zemin hazırlayanlar TARİH ÖNÜNDE BİRGÜN BUNUN HESABINI VERECEKLERDİR. Devlet ve Hükümet; Anayasamızın 56.cı maddesinde yer bulan “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir” hükmünü de dikkate alarak Çevreyi uzun vadede yok edecek bu kararlarından dönmeli ve ileride büyük tehlikeler yaratabilecek Nükleer Santrallerin  yapımına izin verilmemeli, Doğayı katleden HES’ler yaptırılmamalıdır.

9- Ülkemizin  her yerinde çok ciddi anlamda kentlerin, köylerin, doğanın, suyun, havanın aklınıza gelebilecek her yerin talan edildiğini görmekteyiz. Tüketicinin Sağlıklı ve Yaşanabilir Bir Çevrede Yaşama Hakkı gasp edilmektedir. Hastane arazileri, konut alanları, yeşil alanlar, deprem toplanma alanları imara açılarak bazı sermaye gruplarına  peşkeş çekilmekte, şehirler her geçen gün daha çok betona boğularak nefes almamız zorlaşmaktadır. Bu duruma bir dur denmeli. Yaşam Alanlarının talan edilmesine izin verilmemelidir.

10- Tüketici Hakem heyetlerinin büyük bir kısmı başvuru sayısının az olduğu bahane edilerek kapatılmaktadır. Her ne kadar Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bunun adına yetkilendirme diyorsa da birçok ilçede ve Büyükşehir statüsündeki illerde birçok hakem heyeti kalmayacak, sadece dilekçeleri alan bir yetkili bulunacaktır. Bu durum tüketicinin hakem heyetine başvurma ve  hakkını hızlı ve kolay bir şekilde arama hakkını ortadan kaldırmaktadır. Bazı illerde, ilçe ve il merkezi arasında yüzlerce Km olduğu da düşünüldüğünde, tüketici haklarının gasp edilmesi halinde, tüketici kapısının yanındaki Hakem Heyetine artık gidemeyecek olup, onlarca ve hatta yüzlerce Km yol da kat etmek istemeyecek ve bu sebeple de hakkını savunmaktan vazgeçecektir. Bu anlamda, TükoDer olarak, Tüketici Hakem Heyetlerinin İlçelerde kapatılıp İl Merkezilerine alınmasını kesinlikle uygun bulmuyor ve Bakanlığın bu konudaki düzenlemeden geri dönmesini istiyoruz.

10- Yasalarla kurulmuş meslek birliklerine saldırılar devam etmektedir. Türk Tabipler Birliği (TTB ), Türkiye Mimarlar Mühendisler Odası Birliği (TMMOB)  ve Türkiye Barolar Birliği (TBB ) bu meslek örgütlerinin başında gelmektedir. Bu saldırılara son verilmeli ve devlet aklı ön plana çıkmalıdır. Aksi halde Sağlık ve Savunma yok edilecek, bu alanlar siyasete bağımlı, siyasetten emir alan ve  herkese eşit hizmet sunmayan konuma getirilecektir. Bunun sonucu da ayıplı demokrasidir.

11- Tüketici sorunları ile ilgili tüm kurum ve kuruluşlar ile diğer bir ifade ile paydaşlar ile birlikte iş birliği ve koordinasyon içerisinde gerekli politikaların oluşturulması gerekmektedir.

Tükoder; Tüketicilerin aktif katılımını sağlayan, onların tepki ve taleplerini kamuoyuna yansıtan, politikaların oluşturulması için, tüketicilerin tüketimden gelen gücünü komu otoritesine ve diğer paydaşlara, hissettirecek, örgütlü, bilinçli bir tüketici topluluğu oluşturmak için tüm kadrosu ile çalışmalarına devam edecektir.

Son olarak, Hükümete sesleniyoruz; Sadece yeni vergiler çıkarmak, vergi oranlarını yükseltmek ve cebimizdeki paraya göz dikmekle bütçe açığını kapatamaz ve gelir sağlayamazsınız.

Devletin tüm mali yükü  tüketicilerin sırtına yüklenmiştir. Tüm tüketiciler, daha doğmadan devlete borçlandırılmaktadır. Tüketicilere adaletsizlik had safhadadır.

Bütçe açığını kapatmak ve devletin gelirlerinin arttırılması isteniyorsa, bunun yolu yatırım yapmak, fabrikalar açmak, tarım ve hayvancılığı teşvik ederek yeniden diriltmek, istihdam sorununu halletmekten geçmektedir. Bir an önce bu konularda adımlar atılmalıdır.

            TükoDer, bütün bu söylediklerinin takipçisi olacak ve her alanda mücadelesine devam edecektir.

Basına ve kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 Aziz Koçal                                                                                    Av. Onur CİNGİL

Genel Başkan                                                                                 Genel Sekreter

Hakkında Orhan Ruhi

Benzer Haberler

TÜKODER BEYLİKDÜZÜ ŞUBESİ OLARAK, 15-21 MART 2018 DÜNYA TÜKETİCİLERİ KORUMA HAFTASI ETKİNLİKLERİ İÇİN OKULLARDA ASILACAK AFİŞLER,