|
|
 |
 |
| MEVZUAT |
|
 |
|
| Tüketici hakları evrenseldir, tüketici sorunları
da evrenseldir |
Çok eski tarihlerden bu yana, çeşitli hukuk sistemlerinde (örneğin, Roma
hukukunda) tüketicinin aldatılmasını önlemeye yönelik hükümler yer almıştır.
Ancak tüketici hakları tarihi, uzun ve zorlu mücadeleler ile doludur.
Türkiye’de tüketicinin korunmasına yönelik düzenlemelerin geçmişi, Osmanlı
dönemine dek uzanır. İhtisap adı verilen ve üretici, dağıtıcı ile tüketici
arasındaki güç dengesini sağlamaya yönelik üçlü sistem, şehir temizliği gibi
işlerin yanısıra, esnafın malları eksik tartmaması, yiyecek maddelerine hile
katılmaması gibi konulardada fonksiyonel olmuştur. Ahilik sistemi de uzun süre
kontrol işlevi görmüştür.
Bugün tüketicinin korunması ile ilgili mevzuatın başında 1982 Anayasası gelir.
Anayasamızın 172. maddesinde, “Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı
tedbirleri alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder.”
hükmü yer alır.
Bunun dışında tüketici;
|
» Yasalar
» Yönetmelikler
» Tebliğler
» Mahkeme Kararları |
ile korunur.
23.02.1995 tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un
08.09.1995 tarihinde yürürlüğe girmesinden önce sadece Borçlar Kanunu’un 1 ile
66. maddeleri arasında yer alan sözleşmeler ile ilgili düzenlemeler ve 194 ile
207. maddelerindeki ayıp ve gizli hükümleri; Türk Ticaret Kanunu’nun haksız
rekabete ilişkin hükümleri; Ceza Kanunu’nun bazı maddeleri geçerliydi. Ancak,
13.12.1994 tarihli 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve Tüketici
Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden itibaren, tüketici hukukunun sınırları
çizilmiştir. Türkiye’ye, 1999 yılında, Avrupa Birliği’ne adaylık statüsü
verilmesi ile birlikte, tüketici hukuku konusunda yeni bir tartışma başladı.
AB’ne uyum sürecinde Türk hukuk sisteminin düzenlenmesi kapsamında tüketici
hukukuna ilişkin mevzuattaki eksiklikler ve aksaklıkların giderilmesi için
TÜKODER üzerine düşeni yapmakta ve yapmaya devam edecektir. |
| |
| |
|
 |
|